Popülizm, duygulardan beslenir. Bilhassa, korkuyu pek sever... Toplumun kuşkularını, kaygılarını kaşıyıp kışkırtarak korkuya dönüştürmeyi iyi bilir popülist zevat.
“Tehlikenin farkında mısınız” diye sora sora kendilerinin kurguladığı tehlikeden başka hiçbir şeyin farkında olamayacak bir hale getirmeye çalışırlar kalabalıkları.
Korku ekip paranoya biçmektir amaç. Bunu başardıklarında, “Arap diktatör kitle imha silahlarıyla bizi vuracak” diye cepheye sürerler yoksul gençleri... Ya da “ordu göreve” diye pankart taşıtırlar kendisini “demokrat” sanan kadınlara...
Popülist söylem yaratıcıdır. Bir dönemin favori umacısı olan Aczmendiler artık kimseyi korkutmamaya başladığında, bir de bakmışsınız “Malezyalılaşma” tehlikesi tavan yapmış... Malezya fobisi yeterince yerelleşmeyince, mahalle fobisinden medet umarlar... O da miadını doldurunca “tek parti” ve “sivil vesayet” yumurtalarını tokuşturur popülistler; “dış politikada eksen kayması var” diye gıdaklama sesleri duyulur.
Bunlara alışığız. Ama popülizm sadece korkudan beslenmiyor bu ülkede. Kandan ve gözyaşından da besleniyor.
Devletin derin dehlizlerinde yapılan nice karanlık planın, popülizmin acıya ve merhamete olan iştahına güvendiğini; nice suikastın bu güvenle gerçekleştirildiğini düşünüyorum ben.
Yasemin Çongar
GÜNÜN KELİMESİ
YAZMAK...
Yazmaktan maksat, lisânın söylediklerini bâkîleştirmektir.
Çünkü şu fânî dünyada hiçbir şey ebedî değildir.
BEDİÜZZAMAN
Çünkü şu fânî dünyada hiçbir şey ebedî değildir.
BEDİÜZZAMAN
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder