Edebiyat, hayatın ayrıntılarına girdikçe, daha manalı biçimde bütünleştirir hayatı.
Edebiyatın bu yolculuğu, gözden kaçanı yakalamanın ötesinde, ayrıntının aslında bir hayat hücresi olduğunu bize gösterme arzusudur bence.
Olağan görünenin, aslında olağanüstü olduğunun keşfidir bu yolculuk; insan hayatın akışına alışır çünkü ve böylece ayrıntılarda kendini koruma altına almış, gizlemiş, hayatın gerçek manası olan çelişkiler zenginliğinin muhteşemliği çıkar ortaya; edebiyat, ayrıntıların sırlarına nüfuz ettikçe, olağanüstünün dinamik zenginliğini keşfeder; hayatın çeşitli düzeylerde ezberlenmiş manası da değişir böylece.
Yazının işaret ettiği yere ve noktaya baktığında, şaşırır insan.
İçinde kendisinin de var olduğu gündelik hayatın bıktırıcılığı karşısında yaratıcılığı da gerilemiş olan insan, coşkulu bir ters akıntı görünce, içindeki ayrıntılar zenginliğinin tetiklemesiyle tekrar kavuşur yaratıcılığına; en azından muhayyilesinde yeni dünyalar kurar.
Edebiyat, insanda bu heyecanı, bu yeniden dirilişi sağlamış olur işte.
Pakize Barışta
GÜNÜN KELİMESİ
YAZMAK...
Yazmaktan maksat, lisânın söylediklerini bâkîleştirmektir.
Çünkü şu fânî dünyada hiçbir şey ebedî değildir.
BEDİÜZZAMAN
Çünkü şu fânî dünyada hiçbir şey ebedî değildir.
BEDİÜZZAMAN
22 Ocak 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder